Arama motorları açısından gerekli SEO düzenlemeleri profesyonel bir şekilde yapılmış olmalıdır.
Başarının formülündeki en önemli içerik insanlarla nasıl baş edileceğini bilmektir.
 
 
Duyurular
    BT Deparmanlarınızın Yaz Bitmeden Yapması Gerekenler
    Tatil döneminde iş yoğunluğunun azalmasıyla birlikte, BT departmanınıza yıl içinde nefes aldıracak bazı önlemler alabilirsiniz. Aynı zamanda bu dönemi yeni projeleri hayata geçirmek için bir fırsata çevirmek de mümkün.
    Hp Türkiye A3 MFP´leri Tanıttı
    Baskı alanında dünya lideri HP Inc., geleneksel A3 fotokopi makinesi kategorisinin tüm ezberlerini bozmayı hedefleyen, güçlü ve genişleyen A3 çok işlevli yazıcı (MFP) serisini yaptığı basın toplantısında tanıttı.
    Bankanızla İrtibata Geçmeyi Unutmayın
    Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu?nun (BDDK) aldığı karar ile 17 Ağustos 2017 tarihinden sonra tüm kredi kartları ve banka kartları internetten alışverişe otomatik olarak kapatılacak.
    En Büyük Bağış Bill Gates´den
    Bill Gates 4.6 milyar dolar değerinde yüzde 5´lik Microsoft hissesini bağışladı. Gates son 17 yılda yapılan en büyük bağışı gerçekleştirmiş oldu.
    Bulut Bilişimi Tercih Etmeniz İçin 5 Neden
    Bulut bilişim, KOBİ´ler için verimlilik ve üretkenlik artışı sağlamanın yanında önemli bir ilk yatırım maliyetinden de kurtulma fırsatı anlamı taşıyor
 
WEBZANE SOSYAL MEDYA
    Facebook Webzane Twitter Webzane
 
üsküdar
ÇAĞLARIN İÇİNDEN GELECEK ZAMANLARA

Her şehrin tarihi o şehrin sakinlerinin de tarihidir. Yüzyıllar boyu bağrında nice sakinlerine kucak açan Üsküdar, İstanbulun fethinden neredeyse bir buçuk asır yıl evvel Türk egemenliğine girmiş ve daha o çağlardan itibaren "kutlu bir diyar" olma yolunda hızla ilerlemiştir. Tarihi yarımadanın karşısında, alabildiğine geniş bir İstanbul peyzajına açılan müstesna konumuyla Üsküdar, Asya topraklarının başladığı bir köprü başıdır. Antik çağlardan beri doğal dokusunun güzelliği sayesinde Ön Asya-Avrupa arası ulaşım kolaylığı sağlayan Boğaziçinin açılım noktasında bulunan Üsküdar, her zaman bir cazibe merkezi olmuştur. Bu özel durum; Üsküdarın sık aralıklarla istilâlara, farklı egemenlikler altında kalmasına yol açmıştır. Üsküdar isminin nereden geldiği konusunda değişik kaynaklarda farklı görüşler olsa da erken dönem eserlerde geçen Khrisopolis ve Skutarium kelimelerinin "altın şehir" ve "kalkan şehir" anlamlarını vermesi; ayrıca dünya haritacılığının ilk dönem örneklerinde de Latince "scutari" kelimesinin kullanılmış bulunması Üsküdar ismini çağların içinden bugünlere getirir. Şehrin ismi İngilizceye Latinceden aynen geçmiştir. Adı da tarihi kadar kadîm olan Üsküdar, gelecek zamanlara doğru yürüyüşünü aynı eskimezlik içinde sürdürüyor.

TARİHİN SAKLI HAZİNESİ

Üsküdarın tarihine yakından baktığımızda M.Ö. 1000 yıllara uzanan bir tarihçe buluruz. Erken dönem Üsküdarın oluşumu bölgede Fenikelilerin,  biri Kalhedon ( Kadıköy ), diğeri Moda Burnunda olmak üzere iki liman kenti kurmaları ile başlar. O çağlarda Fenikeliler, şimdiki Salacak Sahili?ne doğru uzanan sığlık kısma büyük taşlar doldurarak bir mendirek oluştururlar ve ticaret iskeleleri ile tersanelerini Salacak çevresinde kurarlar. Yaklaşık 300 yıl sonra ise, Akalar?ın yönetimi altına giren Üsküdarda, Anadolu?dan geçici olarak gelenlerin kalıcı iskânı yavaş yavaş kendini göstermeye başlar. Pers egemenliğinden, Atinalılar hakimiyetine, Büyük İskenderin eline geçmesinden, Roma egemenliğine, antik çağlar Üsküdarının tarihi adeta saklı bir hazinenin her dönemde tekrar tekrar keşfedilmesinin tarihidir. Bu keşiflerin en uzunu 458 sene ile Roma egemenliğinde geçen devredir.

 

M.S. 395te Roma İmparatorluğu ikiye bölünür. Artık Üsküdarda, Doğu Roma İmparatorluğu yani Bizans dönemi başlamıştır. Bu dönemde Üsküdar, önemli bir ticaret ve konaklama merkezi haline gelmiştir. Ancak bu durum Üsküdarın cazibesini daha da arttırmıştır. Bunun sonucu Bizansa paralel olarak değişik tarihlerde İranlıların ve Arapların İstanbula dönük fetih çabalarında uğrak yeri hep Üsküdar olmuştur. 609da İran, 710da Araplar, 782de Abbasi Halifesi Harun Reşid, 1102de Haçlılar, 1147de Fransa Kralı VII. Louis ile Alman İmparatoru Konrad, 1203de gene Haçlılar İstanbul kapılarına dayandıklarında daima Üsküdardan geçmişlerdir. XI. yüzyıl Haçlı seferleri dönemi Üsküdarın en müthiş yağma ve talana uğradığı dönemdir. II. Haçlı Seferinde şimdiki Haydarpaşa - İbrahimağa - Ayrılık Çeşmesi arasındaki bölgede Fransa Kralı Louis ile Alman İmparatoru Konradın Komuta ettiği Haçlı ordularına karargâh vazifesi gören Üsküdar, IV. Haçlı Seferinde Bizans İmparatoru?nun şimdiki Haremde bulunan yazlık sarayının yağma ve talana uğramasına sahne olmuştur. Üsküdarda, Haçlı seferleri sonucu yaşanan Latin egemenliği 1204den 1261e kadar 57 sene devam etmiştir. Adı efsanelerle anıla gelen Seyyid Battal Gazinin İstanbulu Fetih amacıyla, Üsküdar civarında yedi sene İslâm orduları için öncü ve muhafız kaldığı menakıbnâmelerde geçmektedir. Üsküdarda kalıcı Türk izlerinin görülmesi 1071 Malazgirt Zaferinden sonraya tekabül eder. İznik?in fethinin ardından yaklaşık 1078de Üsküdarda erken dönem Türk yerleşmeleri başlamıştır. Ancak bu tarihlerdeki iskânlar tamamen sivil ve münferit yapıdadır. Osmanlı döneminde Orhan Gazi zamanında Kocaeli Yarımadası, Büyük ve Küçük Çamlıcadan Doğancılara kadar uzanan bölge, Osmanlı Türklerinin egemenliği altına yaklaşık 1348de girmiş ve daha sonra Yıldırım Bayezid, Güzelcehisarı (Anadoluhisarı) yaptırınca, Osmanlı padişahlarının Rumeliye geçişlerinde Üsküdar - Güzelcehisar istikametini kullanmaları, askerî güvenlik ve ulaşım kolaylığı da sağladığından adeta bir gelenek haline gelmiştir.

29 Mayıs 1453te İstanbulun fethedilmesinden sonra Üsküdar hızla gelişme göstermiştir. Üsküdar daha önce küçük bir Anadolu kasabası görünümünde iken İstanbulun fethinden sonra bir şehir dokusunu oluşturacak ilk nüveler kendini belli etmeye başlamıştır. Fatih devrinde, Üsküdar adeta yeniden kurulmuştur. Salacakta kendi adıyla anılan bir mescid yaptırmış ve Üsküdarın Osmanlı klasik şehir dokusuna uyan ilk mahallesi ortaya çıkmıştır. Fatih, Anadoludan göçe tâbi kıldığı Türklerin bir kısmını buralara yerleştirmiş, şimdiki İskele Meydanına da bir bedesten yaptırarak ticaretin hızlı bir biçimde gelişmesini sağlamıştır. Üsküdarı bir gelin gibi süsleyen, bu beldeyi her türlü yağma ve talandan koruyan, Türkmen mahalleleri ile şenlendiren Büyük Fatihin 3 Mayıs 1481de Gebze civarındaki Sultan Çayırında vefatı Üsküdar tarihinde önemli bir olaydır. Üsküdar, Fatihin cenazesinin İstanbula geçişine ev sahipliği görevini derin bir üzüntü ve adeta kurucusuna yaraşır bir gayret ile yerine getirmiştir. 16. yüzyıldan itibaren Osmanlı Üsküdarı 91 cami ve mescit, 51 tekke, 12 hamam, 11 kervansaray, 2 imaret, 7 medrese, 260 çeşme, 5 büyük iskele, 2 darüşşifa, 2 menzilhane, tabhane, sıbyan mektepleri, kütüphaneler, darülhadis, sebiller ve posta teşkilatı ile bir çok padişah, sultan, paşa ve devlet adamlarının sarayları, yalı ve köşkleri ile süslenmiştir. Bu hızlı gelişme Üsküdarın bir şehir dokusuna bürünmesinin Osmanlı ile başladığını ispatlamaktadır.

 

Üsküdarın her dönemde ayrıcalıklı bir konumda bulunması sosyal hayatta da kendini göstermiş, şehrin Müslüman sakinleri Üsküdarı bir Kâbe toprağı saymışlar, Museviler tarafından da Kuzguncuk bölgesi Kudüs toprağı diye sıfatlandırılmıştır. Şehrin, Kâbe toprağı sayılmasının sonucu hac yolculuğunun ilk durağı her dönemde Üsküdar olmuştur. Adına Sürre Alayları denen ihtişamlı törenler, her hac döneminde tekrarlanarak bir gelenek halini almıştır. Üsküdar, sosyal tarihimizde kimi ilklerin de şehridir. İlk posta yolunun Üsküdardan Kartala kadar uzanan bir güzergâhta  II. Mahmud döneminde açılması ve bu açılışa bizzat II. Mahmudun katılması, İstanbul deniz ulaşımında ilk araba vapurunun yine Üsküdarda hizmete girmesi, bilim tarihimizde farklı bir yeri bulunan Üsküdar Matbaasının III. Selim zamanında Selimiye Mahallesinde faaliyet göstermesi, Türk resminin başlangıç noktasını Üsküdar yapacak kadar önem taşıyan Osmanlı Ressamlar Cemiyetinin kuruluşunun, dönemin Üsküdar mutasarrıfının onayı ile Üsküdarda gerçekleşmesi, hemen ilk elde sayılabilecek hususlardır.

M.Ö. 1000lerden beri bilinen ve oturulan, Bizanstan kalan yegâne eser Kız Kulesi ile farklılaşan, Osmanlı devrinde bir oya gibi itinayla işlenen ve güzelleşen, denize açılan ve hiçbirinin, diğerinin görme hakkını engellemediği yalıları, cumbalı güzelim ahşap evlerin süslediği sokaklarıyla, korularıyla, köşkleriyle, çarşıları ve hamamlarıyla, camileriyle, kiliseleri ve sinagoguyla Üsküdar, adı kendisine en çok yakışan altın şehirdir.

Üsküdar Belediye Başkanı - Üsküdardaki Yerel Gazateler - Üsküdarın Meşhurları - Üsküdarda Yerel Televizyonlar - Üsküdardaki Radyolar - Üsküdardaki Siyasi Parti Başkanlıkları - Üsküdardaki Muhtarlıklar

 
BİZ SİZİ ARAYALIM
    Bilgilerinizi gönderdikten sonra, en kısa zamanda sizinle iletişime geçilecektir.